Adem ÇİLEK

KURUMSAL ÖNDERLİK
GİRİŞ
Çok eski çağlardan günümüze gelene kadar, insanlık tarihine bir göz attığımızda, tarihin her kesitinde önderlik kavramıyla karşılaşırız. Çünkü insan varolduğu günden beri gruplar halinde yaşamakta ve grup içinde de sıradüzeni daima korumaktadır. Sıradüzene sahip insanoğlu geçmişte olduğu gibi şimdi ve gelecekte de öndere ve önderlik kavramına ihtiyaç duyacaktır. Her dönemde gereksinim duyulan önderlik, çalışmamızın konusunu oluşturmaktadır. Bu çalışma yardımıyla amacımız, önderliğin ne olduğunu, nasıl ortaya çıktığını, örgüt için önemini açıklamaktır.
Önderliği açıklayabilmek için çalışmaya, kütüphane araştırması yaparak başlandı. Yapılan araştırma çalışmasıyla önderlikle ilgili kaynaklar tarandı. Elde edilen bilgiler bir düzen içinde sıralanarak plan oluşturuldu.
Önderliğin açıklanması amacıyla iki bölün oluşturuldu. Birinci bölümde örgüt, önderlik ve örgütsel önderlik kavramları açıklandı. İkinci bölümde ise önderliğin açıklamasında ortaya atılmış olan teorilerin ve çalışmaların başlıcaları incelendi.
1.BÖLÜM
1.1. Örgüt ve Önderlik
“Örgüt, bireysel ve örgütsel görevlerin verimli ilişkilere dönüştürülmesi için oluşturulan bir yapıdır”. (Ergun, 2004: 3) “Toplumsal gereksinmelerin bir kesimini karşılamak üzere, önceden belirlenmiş amaçları gerçekleştirecek düzenli işleri yapmak için güçlerini gönüllü eşgüdümleyen insanlardan oluşan toplusal açık bir sistemdir.” (Başaran, 1989: 90) Örgütsel önderlik ise amaçları gerçekleştirmek üzere karar verme ve bireyleri yönlendirme ile ilgilidir.
Örgütsel amaçlara yönelik öngürü yaratma, eylemleri yapma, sorumlulukları yüklenme ve örgütün insan kaynağını yönetmek örgütsel önderliktir. Örgütsel önder, yönetimi etkili kılmak için etkilenecek durumun (sorunun)niteliğine, zamanına, yerine göre, hem yönetimin hem de doğal önderliğin erklerini dengeli kılar. (Başaran, 2000:81)
Bir örgütün başarılı olması için yetenekli yöneticilere sahip olması yaşamsal önem taşır. Yöneticiler, devamlı bir süreç olan planlama, kaynakları harekete geçirme ve onları dağıtma, örgütsel amaçlar doğrultusunda örgütün günlük yönlendirmesi ve denetlenmesi etkinlikleriyle uğraşırlar. (Ergun, 2004: 87) Her düzey yöneticinin dört temel görevi: Planlama, örgütleme, yönlendirme ve denetlemedir. Yönlendirme görevi dışındakiler daha çok örgütün biçimsel işleyişi ile ilgilidir. Yönlendirme görevi ise örgütün insani boyutu ile ilgilidir. Önderlik bu görevde daha öne çıkmaktadır.
İnsanlar gruplar halinde yaşamaya başladıklarından bu yana kendilerine bir önder bulma ihtiyacı hissetmişlerdir. O günden bu güne kadar da önderliğin pek çok tanımı ve tartışması yapılmıştır. Çok değişik araştırmacı ve bilim adamı, örneğin; sosyologlar, psikologlar, antropoglar tarafından kendi ilgi alanlarını ilgilendirdiği yönden önderliği incelemiş ve tanımlamışlardır. Önderlik ve önder kavramları çoğu zaman yönetim ve yönetici kavramları yerine aynı anlamda kullanılmıştır. Halbuki kavramlar birbiriyle örtüşmemektedir. Öyleyse önderlik kavramı neyi ifade etmektedir? Önder kimdir?
“Önderlik, insanların planları ve alınan kararları eyleme dönüştürmesini sağlayan bir sanat, bir insan becerisidir” (Ergun,1981: 7)
“Önderlik, bir grup insanı belli amaçlar etrafında toplayabilme ve bu amaçları gerçekleştirmek için onları harekete geçirme bilgi ve yeteneklerinin toplamıdır. Önder, gruba yön veren yani onu örgütleyip bir plan dahilinde harekete geçiren kimsedir.” (Eren, 2006:431-432)
“Muzaffer Şerif, önderliğin bir ilişkiler çerçevesi içindeki bir rol olduğunu söyler; bu rol önder ve öbür üyeler arasındaki karşılıklı beklentilerle tanımlanır. Önderlik rolü, öbür roller gibi dengeli beklentiler olarak tanımlanır; bu da birçok sorunlarda ve durumlarda başka mevkilerden daha büyük yükümlülükler ve sorumluluklar gerektirir.” (Ergun,1981: 9)
Önderlik, insanların belirlenmiş hedefler yönünde çaba göstermeye ikna etme yeteneğidir. (Enver ve Kırel, 2001:347)
Önderlik, sosyal bir gereksinmeye cevap vermek için yapılan bir iş çeşididir. (Eray, :145)
Verilen bu tanımlara birçokları daha eklenebilir. Fakat hepsinde ortak olan , bir uygulama ve uygulamayı gerçekleştiren veya başında bulunan bir kişinin varolmasıdır. Bunun için önderliği; “insanların planları ve kararları eyleme dönüştürmelerini sağlama sanatı” (Ergun, 2004:97) olarak, önderi ise “küme çabasını eşgüdümleyen veya başkalarını belli bir amaç doğrultusunda davranmaya sevkeden kişi” (Ergun, 2004:97) diye yapılan tanım, ortak ve genel tanım olarak kabul edildi.
Kısacası önderlik, önder olarak kabul edilen kişinin yaptığı eylemlerle ilgili bir süreçtir ve esasını da bir kişinin başkalarını etkileyebilmesi oluşturmaktadır. Bütün tanımlarda şu dört unsur görülmektedir:
“Amaç: İnsanların bir araya gelip bir küme oluşturmaları için ortaklaşa ulaşacakları hedeflerin, giderecekleri ihtiyaçlarının olması gerekmektedir.
Lider: Her kümenin bir önderi bulunmaktadır. Bu önder, kişilik özellikleriyle diğer üyeleri etkileyebilmektedir.
İzleyenler: Kümenin öteki üyeleri önderin kendilerine yeptığı etkiyi kabullendiklerinde önderin izinden gitmektedirler.
Ortam: Önderlik ancak elverişli ortamlarda oluşa bilmektedir. Ortamı, izleyenlerin yeterliliği; küme içindeki koşullar; amaçların ulaşılabilirliği; izleyenlerin güdülenmesi; gönüllülüğü gibi değişkenler oluşturmaktadır.” (Başaran, 1992:53-54)
Bu açıklamalardan sonra liderliği aşağıdaki biçimde formüle etmek mümkündür.
Liderlik=f (lider, izleyen, şartlar)
Sonuç olarak liderliği insanları belli amaçlara yöneltmeye ikna yeteneği, lideri de grup üyelerini bir araya toplayan ve onları grup amaçlarına güdüleyen insan olarak tanımlamak mümkündür. (Dindar,001:31)
1.1.1.Önderliğin Önemi
Birçok örgütte kesin olarak tanımlanmış sıradüzen vardır. Bunun yanında hangi iş görenin kime bağlı olduğu da açık bir şekilde bilinmektedir. Bu katı örgüt yapısında bile önderliğe ihtiyaç vardır.
Önderlik aşağıdaki nedenlerle önemini sürdürmektedir.
Mükemmel örgüt yapısını oluşturmak ve tüm elemanların eylemlerini her an denetlemek olanaksızdır. İş görenlerin çabalarını sürekli olarak hedefe yöneltecek önderliğe ihtiyaç vardır.
Örgütlerin içinde bulundukları çevre sürekli değişmektedir. Önder, örgütün değişen çevre koşullarına uyum sağlamasını ve kendini yenilemesini sağlar. Olağanüstü durumlarda örgütün önderinin yol göstericiliğine gereksinimi vardır.
Önder çatışmalarda arabulucu rolünü üstlenir. Kişiler ve gruplar arası çatışmaların çözümünde rol oynayacaktır. Görüldüğü gibi önderlik etkin örgüt ile etkin olmayan örgüt arasındaki farkı yaratacak kadar önemli bir süreçtir. Tüm örgütlerin önderlere gereksinimi vardır. (Dindar, 2001:31-32)
İyi bir önderlik, işgören ya da izleyicilerin önderden baskı ve zorlama görmeden daha fazla sosyal destek görmelerini ve örgütten bekledikleri amaçları için içsel ve dışsal doyumlar elde etmelerini sağlayan bir faaliyet olmaktadır. (Eren 2006:437)
Çeşitli araştırmaların neticelerine göre başarılı önderlerin aşağıdaki rolleri oynamaları beklenmektedir.
1) Örgütsel amaçlarla bireysel amaçları bütünleştirmek.
2) Üst, ast ve eşit iş görenleriyle olumlu haberleşme ortamı sağlamak.
3) Üretim ve verimliliğin yükselmesini sağlamak.
4) Örgütü başarıyla temsil etmek.
5) Örgüt içindeki informal grupları çalıştırmak.
6) Astları örgütlemek.
7) Astların başarılarını objektif ölçütlerle değerlendirmek.
8) İnsiyatif kullanabilmek.
9) Yetkilerini ve gücünü dengeli bir şekilde kullanmak.
10) Görevini uygulamada astları arasındaki eşgüdümü ve işbirliğini sağlamak.
Yukarıda sayılanlar bir önderde varolması gereken sadece araştırmacılar tarafından özellikle vurgulananlardır.
Sonuç alarak diyebiliriz ki; yıllarca birçok insan önderliğin önemi ve önderlik yeteneğinin kaynağı üzerinde tartışmışlardır. Bunlardan çoğu, önderlik yeteneğinin doğuştan varolduğunu ve buna sahip olanların örgütsel önderlikte başarılı olduklarını savunmuşlardır. Bu kısmen de doğrudur. Ancak, yapılan araştırmalar şunu göstermiştir; doğuştan varolan bu yetenekler eğitim ve uygulama ile geliştirilebilir, hatta olmayan veyahut eksikliği duyulanlar da kazandırılabilir. Böylece önderlik yönetim içindeki gerçek yerini bulacaktır.(Şimşek,1997:160; Peker ve Aytürk, 2000: 48)
1.1.2.Önderlik Davranış Biçimleri
Önderlik davranışı, bir önderim izleyicilerle veya yönettiği grupla olan ilişkilerindeki tutumdur. Çeşitli yazarlar önderlik davranışlarını incelemişler ve çok değişik durumsal faktörlerin değişik önderlik davranışlarını ortaya çıkardığını görmüşlerdir. Örneğin, grubun yapısı önderlik biçimini etkileyen önemli etmenlerden birisidir. Farklı grup yapılarında farklı önderlik davranışı gerekmektedir. Ancak bütün bunlara rağmen araştırmacılar incelemelerde kolaylık ve açıklık olması için önderleri değişik yönlerden sınıflandırmışlar ve belirli kategoriler içinde isimlendirmişlerdir.
Önderin kullandığı güdüleme yöntemi açısından bakıldığında olumlu ve olumsuz önderlik biçimi görülür. Kullanılan güdüleme yöntemi açısından bakıldığında, olumlu önder, olumlu güdüsel yöntemlerin kullanılmasına önem ve ağırlık verirken; olumsuz önder, olumsuz güdüsel yöntemlerin kullanılmasına önem ve ağırlık vermektedir. Örneğin, örgütsel amaçlar doğrultusunda çalıştıkları zaman işgörenlere olumlu yönden yaklaşıp onların gereksinimlerini karşılayan veya tatmin eden önder olumlu önderlik davranışı gösterirken; iş arkadaşlarıyla işbirliği yapmadığı için bir işgöreni açık veya gizli yollarla cezalandıran bir önder de olumsuz önderlik davranışını gösteriyor demektir.
Öndere karar verme yetkisini aktarması açısından bakıldığında yani karar verme yetkisini kendi elinde tutma ya da başkalarına aktarma derecesi yönünden bakıldığında, önder ya yerinden ya da merkezci önderlik davranışına ağırlık veriyor demektir. Yetkinin en çok merkezden kullanıldığı yöntem, otoriter; yetkinin en çok yerinden kullanıldığı yöntem, liberal; yetkinin izleyenlerle paylaşıldığı, işbölümünün yapıldığı yöntem ise demokratik önderlik biçimidir. (Eren, 2006:457) Bazı yazarlar bu üçlü ayrıma diktatör önderi de eklerler ve ayrımı dörtlü yaparlar.
“En etkili önder, grubun daha yaratıcı ve verimli olmasına yardımcı olan kişidir.” (Ergun, 1981:18) Bu anlayışa göre de önderlik davranış biçimini diktatör, otokratik, demokratik ve serbestiyetçi (laissez-faire) önderlik olarak değerlendirebiliriz.
Bir yöneticinin kendi önderlik davranış biçimini belirlerken yukarıda açıkladığımız dört tiple sınırlı kalması zorunlu değildir. Tannenbaum’a göre önder astları ile kendisi arasındaki ilişkiyi kurarken çok çeşitli önderlik davranışlarından herhangi birini gösterebilir. Aşağıdaki çizim önderlik davranışı dizisini (Gültepe, 1989:15 ; Ergun, 1981:65) göstermektedir.
Şekil üzerinde gösterilen her hareket tarzı, önderin kullandığı otoritenin derecesi ve işgörenlere karar vermede tanıdığı serbestlik niteliğini göstermekledir. Sol uçta görülen hareket tarzıları yüksek derecede kontrol uygulayan önderi karakterize eder. Tannenbaum’a göre, önder bu uçlar arasında hangi noktadaki hareket tarzını kendisi için önderlik tipi olarak seçeceğini Şunlara bağlı olarak belirleye bilir: (Gültepe, 1989:16)
1- Önderdeki güçler (örneğin, değer yargıları, astlarına olan güveni, eğilimleri ve belirsizlik durumunda güvenlik hissi gibi.)
2- Astlardaki güçler(örneğin, astların beklentileri, v.s.)
3- Kurumdaki güçler (örneğin, örgüt tipi, sorunun niteliği, zaman sınırlaması gibi…)
Bu etkenler altında önderin, önderlik davranışı, “patron eğilimli” den “ast eğilimli “önderliği kadar sürekli bir çizgi olarak görülebilir. Önder gösterdiği davranış tipi olarak bu boyutun herhangi bir noktasında yer alabilir.
2. BÖLÜM
2.1.Önderlik Teorileri Ve Çalışmaları
Önderlik sürecinin anlaşılması, hangi koşullarda hangi önderlik davranışı gerektiği gibi hususları açıklığa kavuşturmak amacıyla çeşitli teori ve çalışmalar yapılmıştır. Önderlik teorileri, önderliğin ortaya çıkışıyla ilgili etkenleri ya da önderliğin niteliğini açıklamaya çalışır. (Ergun, 1984 : 10) Aslında bu iki soruna ilişkin olarak yapılan çalışmalar daha doyurucu bir nitelik taşımaktadırlar. Önderlik kavramı, muhtelif toplumsal bilimciler tarafından yıllardır incelenen bir konudur. Bunun içinde, (örneğin; antropologlar, sosyologlar, psikologlar önderliği kendi anlayışlarına göre tanımlayıp inceledikleri için) birbirinden farklı birçok teori ortaya çıkmıştır. Ancak bütün bu teoriler önderlik kavramını tam olarak açıklamaya yetmemiştir. Her teori, önderliğin farklı yönlerini ele alıp incelediği ve farklı değişkenlere ağırlık verdiği için, bu teorileri tek bir çatı altında toplayıp incelemek yerine hepsini ayrı ayrı incelemek daha yararlı ve mantıklı olacaktır. Çalışmada önderlikle ilgili başlıca teoriler, üç genel başlık altında toplanarak incelenmeye çalışıldı. Bunlar; Özellikler Teorisi, Davranışsal Önderlik Teorileri ve Durumsallık Teorileri'dir. Fakat şunu da belirtelim ki önderlik konusundaki teori ve çalışmalar sadece bunlardan ibaret olmayıp ele almadığımız birkaç model daha mevcuttur.
2.1.1.Özellikler Teorisi
Bu teori, önderin bireysel yetenekleri üzerinde yoğunlaşmaktadır. Çok eski çağlarda, önderlerin niteliklerinin incelenmesi onların insanüstü niteliklere sahip olup olmadıkları üzerinde duruyordu. Önderlerin "sihirli", "süper" ve başkalarından farklı nitelikleri bulunduğuna inanılıyor ve yöneltme sanatının önderin şahsında toplandığına yer veriliyordu. Önderlerin doğuştan sahip oldukları yetenekler ve bunların çocukluk yıllarında kazanılan bazı niteliklerle zenginleştirilmesi bu görüşe göre önderliğin temelini oluşturmaktadır. (Gültepe, 1989:18))
Önderin sahip olduğu özellikler önderlik sürecinin etkinliğini belirleyen en önemli faktör olarak kabul edilmektedir. Açıkladığımız bu durumu şu şekil ile gösterebiliriz.

Şekilden de anlaşılacağı gibi bir kişinin grup içinde önder olabilmesi için çeşitli özellikleri ile diğer grup üyelerinden farklılık göstermesi gerekmektedir. Neticede bu teorinin odak noktası önderlikte başarılı olanları başarısız olanlardan ayıran özelliklere sahip olanı bulmakta toplanmaktadır.
İlkçağlardan beri insanlar başarılı önderlerin önemli özelliklerini analiz etmeye çalışmışlardır. Ancak her önderin fiziksel ve kişilik özellikleri açısından izleyicilerinden farklılık gösteren noktaları dikkate alındığında, önderin sahip olması gereken niteliklerinin listesi gittikçe kabarmaya başlamıştır. Bir önderde bulunan nitelikler diğer önderde tam olarak bulunmadığı gibi aksine istenmeyen bazı özelliklerin bulunduğu görülmüştür. Önderin diğer grup üyelerinden hangi açılardan farklı olduğunu açıklayabilmek için birçok araştırma yapılmıştır. Bu araştırmalarda aşağıda örnek olarak verilen özellikler üzerinde durulmuştur: (Dindar, 2001 : 33)
|
|
|
|
|
|
|
- kişiler arası ilişki kurma yeteneği
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Önder, yukarıda saydığımız özelliklere izleyicilerinden daha fazla sahiptir. Eğer grup üyeleri arasında bu tipteki kişiler önceden belirlenebilirse grupları yönetecek önderleri önceden belirleme imkanı doğacaktır. Veya önder olarak yetiştirilmek istenen kişilere bu özellikler kazandırılmaya çalışılabilir.
Dikkat edilirse bu gruba giren görüşler önderde olağanüstü birtakım güçler aramaktadır ve bu bakımdan bu görüşler kendilerinde tarihsel misyon gören kişiler için bir sığınma noktası oluşturabilirler, ama günümüz koşullarında gerçekçilikleri tartışılabilir. (Ergun, 1981:13) Yapılan incelemelerde önderlerin bu özelliklere sahip olmadığı veyahut grup içinde bu özellikleri taşıyan üyeler olduğu halde önder olmadıkları görülmüştür. Sonuçta önderlik sürecini sadece önderin özellikleri ileaçıklamaya çalışan bu teori fazla verimli ve açıklayıcı olmamıştır. Bunun üzerine araştırmacılar dikkatlerini önderliğe konu olan grupların yapısına ve işleyişlerine yöneltmişler ve böylece önderin izleyicilerinin özelliklerini, önderin nasıl davrandığını incelemeye başlamışlardır.
2.1.2.Davranışsal Önderlik Teorisi ve Önderlik Tarzları
Özellikler teorisinin önderlik sürecini açıklarken sadece önderin özelliklerine ağırlık verilmesi ve bunun için de yetersiz kalması nedeniyle, incelemelerin ağırlık noktası grupların yapısı ve işleyişine kaymıştır. Neticede Davranışsal Önderlik Teorisi ortaya çıkmıştır. Bu teorinin üzerinde önemle durduğu konu önderin özelliklerinden çok yaptığı işler (nasıl önderlik ettiği, davranışları, vb.) in çözümlenmesidir. Planlama, güdüleme ve iletişim gibi etkinliklere önderin ne kadar zaman ayırdığının gözlenmesi, önderliğin açıklanmasında Davranışsal Teoriye uygun düşer. (Gültepe, 1989:20)) Önderlerin etkinliklerinin gözlenmesi, önderlerin yaptıkları işler konusunda bilgi edinilmesini sağlar.
Bu teorinin gelişmesinde, yönetim araştırmacılarının çoğunun önderin davranış biçimleri üzerindeki açıklamalarını çeşitli deneylere ve gözlemlere dayandırmaları, uygulamalı çalışmaları ve teorik açıklamalarının rolü olmuştur. Bunun sonucu olarak: Ohio State Üniversitesi Önderlik Çalışmaları, Michigan Üniversitesi Önderlik Çalışmaları, Blake ve Mounton’un Yönetim Tarzı Matriksi, McGregor’un X ve Y Teorileri, Likert’in Sistem 4 Modeli çalışmaları yapılmıştır. Aşağıda incelemeye çalıştığımız iki önderlik tarzları belirlenmiş ve incelenmiştir.
2.1.2.1.Ohio State Universitesi Önderlik Çalışması
Davranışsal Önderlik Teorisine büyük katkıda bulunan çalışmalardan birisi 1945'de Carrol Shartle'nin yönetiminde başlayan Ohio State University Önderlik Çalışmasıdır. Askeri ve sivil pek çok yönetici üzerinde yapılan bu çalışmanın amacı önderin nasıl tanımlandığını tespit etmek olmuştur. Daha sonra bu tanımlar Faktör Analizi’ne tabi tutulmuş ve önderlik sürecini ve önderi açıklayan faktörler belirlenmeye çalışılmıştır.
Bu çalışmaların sonucunda önderlik davranışlarını tanımlamada iki önemli bağımsız değişkenin önemli rol oynadıkları belirlenmiştir. Bu iki faktör; hisleri dikkate alma ve inisiyatiftir. Önderin davranışlarının bu iki faktör etrafında yoğunlaştığı belirlenmiştir.

Ohio State çalışmalarının esas bulguları şunlar olmuştur:
- Önderin kişiyi dikkate alan davranışları arttıkça personel devir hızı ve devamsızlığı azalmaktadır.
- Önderin inisiyatifi esas alan davranışları arttıkça grup üyelerinin performansı artmaktadır. (Dindar, 2001 : 36)
Bu bulguların ışığı altında bir kez daha şunu söyleyebiliriz ki her iki boyutu esas alan davranışları kendine adapte edebilen önder başarılı olabilmektedir. Böylece grubun personel devir hızı ve devamsızlığı azalırken, üyelerin performansı (iş başarımı) artacaktır.
2.1.2.2. Michigan Üniversitesi Önderlik Çalışmaları
1947 yıllarında Rensis Likert'in yönetiminde Michigan Üniversitesi'nde Yapılan çalışmalar Davranışsal Önderlik Teorisi'ne çok büyük boyutlarda yardımcı olmuştur. Bu çalışmaların amacı da aynen Ohio State Üniversitesi Önderlik Çalışmalarında olduğu gibi, grup üyelerinin tatminine ve grubun verimliliğine etki eden faktörlerin neler olduğunu belirlemek olmuştur. Bu çalışmalarda verimlilik, iş tatmini, personel devir hızı, şikayetler, devamsızlık, maliyet ve motivasyon gibi kriterler kullanılmıştır. (Gültepe, 1989:23)
Yapılan Michigan çalışmalarında önderlerin davranışlarının iki faktör etrafında toplandığı ve önderlerin bu iki terim ile nitelendirildiği gözlenmiştir. Bunlardan birincisi çalışanlara yönelik önder, ikincisi ise üretime yönelik önderdir. Çalışanlara yönelik önder izleyicilerinin hissiyatı ve ihtiyaçları için çok duyarlıdır, astlarını destekleyicidir, onlara yardım eder ve onların refahı, iyiliği, saadeti ile ilgilenir. Çalışanlar önderlerinin üretimin sadece teknik yönüyle ilgilenmediğini, aynı zamanda çalışmanın beşeri çehresiyle de ilgilendiğini anlarlar. Çalışanlara yönelik önder şu üç karaktere sahiptir:
- Çalışanlar için güçlü bir saygınlık,
- Yüksek üretim için bir karalılık
- İyi bir çalışma kalitesi için bir gayret, şevk ve heves.
Üretime yönelik önder ise, izleyicilerinin neticelendirdiği işi anlamaya çalışır, onlara karşı ne ilgisi vardır ne de onların iyiliği için hislerini, ihtiyaçlarını düşünür. Üretime yönelik önderin teknik çalışma faktörü beşeri, çalışma faktörünün üstünde gelir. Ayrıca bu tip önder makinelere benzer bir şekilde çalışan insanlar için bir amir pozisyonundadır. Büyük ölçüde cezalandırma ve mevkiine dayanan resmi otoritesini kullanan bir davranış gösterir. Üretime yönelik önder kendi izleyicilerinden şüphelenir ve emredilen iş programından herhangi bir sapma olup olmadığını sık sık kontrol eder. Özetle, çalışanlara yönelik önder bir yönetici gibi hareket ederken üretime yönelik önder üstüne vazife olmayan şeylere karışan birisi gibi hareket eder.
Likert'in yönetimindeki bu çalışmalarda, önder; destekleyici olduğunda ve grubun ulaşmasını istediğisonuçları yüksek olarak belirlediğinde grupların başarılı olduğu saptanmıştır. Michigan araştırmaları, denetleyicinin verimliliği etkileyen özelliklerinin bazıları ile arzulanan davranışlar ve devamsızlık (düşük oranda) arasında ilişki olduğunu ortaya koymuştur. İşçiler ustabaşlarının iş sorunlarının kolay ve serbestçe tartışılabileceği bir ortam yarattığını bildiklerinde, işçilerin özel sorunlarını tartışacak zaman ayrıldığında, grup tartışması yapılması sağlandığında ve işçilerin tarafını tutacağı bilindiğinde yüksek tatmin ve düşük oranda devamsızlık sonucuna varılacağı Michigan araştırmasını yapan grup tarafından tespit edilmiştir. (Gültepe, 1989:24)
2.1.3. Önderlikte Durumsallık Teorisi
Yönetimde önderliğin başarısı en genel açıklamasıyla, belli bir örgütsel durum içinde, önder ile izleyicileri arasında oluşan karşılıklı etkileşimin bir ürünüdür. Önderin ortaya çıkması ve başarılı olması dikkat edilirse sadece önderde bulunması gereken özelliklere ve de davranış tipine bağımlı olmayıp içinde bulunulan durum ve çevreye de bağımlıdır. Bu nedenle belirli bir durumda iyi bir önder olarak kabul edilen yöneticiler, başka bir durumda aynı özellik ve niteliklerini koruduğu halde iyi bir önder olma niteliklerini yitirebilirler.
Önderlikte durumsallık teorileri, her durumun her yönüyle tek biçimde olduğunu belirtmez. Tersine, bu teoriler, her bir durumun şu ya da bu yönden diğerinden ayrılık gösterdiğini, bu niteliğiyle de birbirinden şu ya da bu ölçüde ayrı önderlik yöntemlerinin kullanılmasına ihtiyaç duyulduğunu belirtir. (Dindar, 2001:48) Durumsallık teorisine göre önder, genel durumu çözümleme ile işe başlar ve kendi izleyicilerine, onların amaçlarına yer verecek biçimde bir genel durum çözümlemesi yaptıktan sonra, kendisi için uygun olan önderlik tarzı için karara varmalıdır. Kısacası, bu teori önderlik kavramının açıklanmasında önderlik kavramının meydana geldiği koşullara ağırlık vermekte ve hangi koşullarda ne tür önderlik tarzının gerekli olduğunu araştırmaktadır.
Önderlik kavramını koşulları da dikkate alarak açıklamaya çalışan bu teoriye göre önderin etkinliğini belirleyen faktörler şunlardır; gerçekleştirilmek istenen amacın niteliği, izleyicilerin yetenekleri ve bekleyişleri, önderliğin ortaya çıktığı organizasyonun özellikleri, önderin ve izleyicilerin geçmiş tecrübeleri… Bu durum aşağıda Çizim 4. deki gibi ifade edilebilir.

2.1.3.1 Fred E. Fiedler'in Durunsallık Yaklaşımı
Fred E.Fiedler'in Durumsallık Yaklaşımı, Önderlikte Durumsallık Teorisi'nin açıklanmasında ve kabul görmesinde çok büyük rolü olmuştur. Fiedler bu yaklaşımıyla önderlik etkinliğinin belirlenebilmesi için üç değişkenin önemini ifade etmiştir. Bunlar:
- Önder üye ilişkileri,
- Görev yapısı,
- Önderlik mevkisinin sağladığı güç, otorite.
Bu üç faktör önder için olumlu veya olumsuz bir ortam yaratarak, gösterilmesi gereken önderlik davranışını etkilemektedir. Bu üç durumsal faktörün alacağı değerlere göre oluşan her durumda değişik bir önderlik davranışı etkin olacaktır. (Gültepe, 1989:32)
Önder ile üye ilişkileri değişkeni çok önemli bir faktördür. Bu değişken önderin izleyicilerce sevildiğini, güvenildiğini, güven ve bağlılık duyulduğunu vurgular. Eğer bu ilişkiler zayıf ise önderlik için olumsuz bir ortam var demektir. İkinci değişken olan görev yapısı veya işin niteliği, verilen bir görevin önceden programlanmış, rakamlarla yapılabilirliği belirli yöntemlere bağlanmış olup olmadığını ifade eder. Yapılacak işler, önceden planlanmış iseönderlik için olumlu bir ortam planlanmamış ise olumsuz bir ortam yaratılmış demektir. Modelin son değişkeni olan önderlik mevkisinin sağladığı güç veya otorite; öndere grubunu toplayıp itaat ettirmesi için izleyicileri üzerinde ceza ve ödüle dayalı sahip olduğu yetkinin derecesini ifade eder. Bu değişken diğerlerine göre daha az önemlidir. Çünkü bir öndere üstleri tarafından bu yetki sınırlı olarak verilmiştir ve gerçek samimi etkisine nazaran daha az veya çok olabilir. burada da diğer değişkenlerde olduğu durum olumlu, önderlik ortamı için yetkilerin az olduğu durumsa, olumsuz önderlik ortamı için uygundur denilebilir.
Fiedler'e göre belli bir önderlik davranış kalıbının etkinlik derecesi durumun zorladığı taleplere bağlıdır. İşe yönelik ve sosyal olmaktan uzak önder, çok kolay ve çok güç durumlarda daha etkin olurken, karşılıklı etkileşime açık çok sosyal önder ise, normal önderlik taleplerini gerektiren durumlarda daha etkin olmaktadır. Fiedler önderlik durumlarını sınıflandırırken yukarıda açıklamaya çalıştığımız üç boyutlu bir sistem öngörmüş ve bu üç boyutu bir araya getirerek sekiz farklı bileşimi meydana getirmiştir. Bu modelin grafik olarak gösterilmesinde sekiz ayrı seçenek ve durum görülebilmektedir. (Ergun, 1981:14)

Yukarıdaki şekilde de görüleceği gibi en olumlu ve en olumsuz durumlarda önderlik davranışı farklı olurken (işe yönelik olurken), ılımlı ortamlarda farklı (kişiye yönelik) olmaktadır. Sonuç olarak diyebiliriz ki, Fiedler bu modelinde önder davranışlarının ve grup etkinliğinin etkileri üzerinde durmuş ve de hangi durumlarda hangi tip önderlik davranışının uygun olabileceğini araştırmıştır. Bunu açıklarken de davranışsal önderlik teorilerine göre çok farklı yönlerden konuyu irdelemiştir.
S O N U Ç
Çalışmamızda önderlik nedir, önder kimdir, önderlik davranışını açıklayan teori ve çalışmalar nelerdir sorularını cevaplayabilmek için ilgili konuları incelemeye çalıştık. Bütün bunların ışığı altında sonuç olarak şunları söyleyebiliriz:
İnsanlığın varolduğu çok eski çağlardan beri bireyler değişik pozisyonlarda da olsa bir arada yaşamışlardır ve bu günümüzde de hala devam etmektedir. Bir insan tek başına başaramayacağını anladığı bir faaliyeti ya da amacı gerçekleştirebilmek için bir gruba ihtiyaç duymuştur. Buradan anlaşılacağı gibi insanlar grup halinde yaşayan sosyal nitelikli varlıklardır. Gruplar oluşturulduklarında bunları yönetecek, ortak amaca götürecek önderlere ihtiyaç duyulmuştur.
Acaba bir grup (veya örgüt) için önder, gerekli ve şart mıdır? Eğer, örgütün amaçları, kendi iç çevresinin koşulları, faaliyette bulunduğu yakın ve genel çevre koşulları sabit kalıyorsa, önder ve izleyicilerinin kişilik, kültür ve davranışları değişmiyorsa ve örgütsel planlar tam yapılabiliyorsa bir örgüt için önder gerekmez. Çünkü böylesi bir grup (veya örgüt) öndersiz de hedeflerine ulaşabilir. Fakat çalışmamızda da vurgulamaya çalıştığımız gibi bu koşullar hiçbir zaman gerçekleşmez ve sabit kalmazlar. İnsanların oluşturduğu bir örgütü aynen otomatik makinelerin çalıştırılması gibi önceden planlayarak yönetmek mümkün değildir. işte bu imkansızlıklar altında bir örgütün yönetiminde önderlik gerekli ve şarttır.
Örgüt yöneticileri değişen koşullar içinde önderlik konusuyla çok yakından ilgilenmek ve onun gerektirdiği nitelikleri taşımak zorundadırlar. Çünkü örgütler çevrelerine açık sistemlerdir ve çevrelerindeki değişen koşullardan etkileneceklerdir. Bu değişimlere örgütün ayak uydurabilmesi ise ancak önderlik niteliklerine sahip yöneticilerin iş başında olması ile sağlanabilir. Ancak her örgüte her koşulda uyabilen tek bir önderlik davranışından bahşetmek mümkün değildir. Önderlik davranışı bulunduğu örgüt koşullarına en uygun şekilde ortaya çıkacak ve değişen koşullara adapte olacaktır. Örgüt önderi ne zaman, ne şekilde ve nasıl davranılmasını bildiği ölçüde başarılı olabilecektir.
KAYNAKÇA
Başaran, İ: Ethem (1992) Yönetimde İnsan İlişkileri. 1. Baskı, Ankara: Gül Yayınevi (1989) Yönetim. 2. Baskı, Ankara: Gül Yayınevi,
(2000) Eğitim Yönetimi/ Nitelikli Okul. 4. Baskı, Ankara: Feryal Matbaası
(1989) Yönetim. 2. Baskı. Ankara: Gül Yayınevi
Dindar, A: Mustafa (2001) Liderlik, Liderlik Tarzları ve Bir Uygulama. İstanbul: İstanbul Teknik Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi.
Eray, Erses ( 1973) Yönetimde Liderlik. Amme İdaresi Dergisi. Cilt 5, Sayı 3, Eylül, ss. 138-147
Eren, Erol (2006) Örgütsel Davranış ve Yönetim Psikolojisi. 9. Baskı, İstanbul: Beta Basım Yayım Dağıtım A. Ş
Ergun, Turgay (2004) Kamu Yönetimi Kuram/ Siyasa/ Uygulama. 1. Baskı, Ankara: TODAİE Yayını.
(1981) Türk Kamu Yönetiminde Önderlik Davranışı. 1. Basım, Ankara: TODAİE Yayını
Öktem, M: Kemal (1993) Örgütsel Önderlik: Ohaio Araştırmaları ve Todaie’de Bir Uygulama. Amme İdaresi Dergisi. Cilt 26, Sayı 2, Haziran, ss. 95-117.
Özkalp, Enver, Çiğdem Kırel (2001) Örgütsel Davranış. Eskişehir:Eskişehir Üniversitesi Eğitim, Sağlık ve Bilimsel Araştırma Vakfı Yayını
Şimşek, Hasan (1997) 21. Yüzyılın Eşiğinde Paradigmalar Savaşı: Kaostaki Türkiye. 1. Baskı, İstanbul: Sistem Yayıncılık
Peker, Ömer, Nihat Aytürk (2000) Etkili Yönetim Becerileri.1. Baskı, Ankara: Yargı Yayınevi
|